İletişim +90 312 285 65 11

Savaşa Son Veren Antlaşmalar (Millî Mücadele Dönemi), 2023

₺140.00 ₺84.00
  • Yazar: Prof.Dr. Selçuk URAL
  • Basım Yılı: 2023
  • Basım Yeri: Ankara
  • Cilt / Dizi / Sayı:
  • Dil : Türkçe
  • ISBN : 978-975-17-5705-0
  • Barkod : 9789751757050
  • Fiziksel Özellikleri : Avrupa Kuşe Kağıt 70 gr. Mat Kuşe 350 gr. 13.5x21

  • Ürün Barkodu

Mondros Mütarekesi, Osmanlı Devleti için ateşkesin ötesinde Anadolu topraklarının işgali ve parçalanmasına yol açtı. Mütarekenin tatbikatı sayesinde Ermenistan lehine durumlar gelişti. Mütarekenin 11. Maddesi gereği önce Kafkasya arazisi, ardından Elviye-i Selase tahliye edildi. Elviye-i Selase, Misak-ı Milli’de Türkiye’nin ayrılmaz parçası kabul edilerek kurtuluşu için siyasi ve askeri seçeneklere başvurulacağı ilan edildi. Ermenistan hükümetine yapılan siyasi çağrılar karşılık bulmadı. 3 Aralık 1920’de Türkiye ve Ermenistan heyetleri arasında Gümrü Antlaşması imzalandı. On sekiz maddeden oluşan antlaşma Türkiye’nin askeri başarısını tescillemenin ötesinde ilk siyasi, hukuki, dini ve kültürel kazanımlarını içinde barındırıyordu. Bu açıdan bakıldığında Türkiye’nin uluslararası arenadaki mücadelesinin başlangıcını Gümrü teşkil etmiştir. Türkiye için güneş yine yeniden doğudan doğmuştur. Moskova ve Kars Antlaşmaları, Türkiye, Sovyet Rusya ve Kafkas devletleri arasında uzun zamandır devam eden sorunların çözümünü sağlarken aynı zamanda geniş çaplı işbirliğinin kapısını da açtı. Bu çözümler Türkiye’nin batı dünyası karşısındaki pozisyonunu kuvvetlendiren emsaller ortaya çıkardı. Antlaşmalar, Sovyet Rusya’nın Kafkasya’ya dönüşünü ve buradaki etkinliğini garanti altına alırken, 1918’den beri bölgedeki sorunların ana kaynağı olan İngiltere’yi devre dışı bıraktı. Kafkas Seddi projesi başarısız olan İngiltere, siyasi ve askeri açıdan İran’a çekilmek zorunda kaldı. Türkiye üzerindeki askeri baskıyı İnönü’de ortadan kaldırırken Sovyet Rusya ile Moskova Antlaşması’nı imzalayarak elini oldukça kuvvetlendirdi.  Her iki gelişme Fransa’yı Türkiye ile anlaşmaya zorlayan etkenler oldu. Fransız hükümeti İkinci İnönü Zaferi sonrası Türk hükümetinin ortadan kaldırılamayacağı kanaatine ulaştı. Fransız hükümeti Franklin Bouillon’u resmi temsilci olarak görevlendirdi. Türk tarafı Misakı Milli, kapitülasyonlar ve tam bağımsızlık hakkında hassasiyet gösterirken, Fransa işgal ettiği yerlerden çekilme karşılığında Türkiye’deki ekonomik çıkarlarını koruyacak bir tavır sergiledi. 20 Ekim 1921’de imzalanan Ankara Antlaşması Türk milletinin haklılığını ve milli çıkarlarını teminat altına alan bir antlaşmadır. Güney cephesinde savaşı sona erdirmesinin ötesinde Türkiye’nin batı dünyasıyla ilişkilerinde yeni bir sayfa açtı. Türkiye antlaşmada yer alan maddeler üzerinden bölgeyle var olan siyasi, sosyal, kültürel ve iktisadi bağlarını korumuş oluyordu. Lozan Barış Antlaşması 24 Temmuz 1923’te imzalandı. Bu antlaşma zorlu müzakere süreçlerine rağmen galiplerin belirlediği ve dayattığı, Türkiye’nin de imzalamak zorunda kaldığı bir antlaşma değildir. Türkiye maddi imkanları ve diplomatik altyapısının el verdiği ölçüde bu antlaşmayla Misak-ı Milli hedeflerine ulaşmaya çalışmıştır. Sevr tamamen silinirken tam bağımsız bir devlet ve her türlü siyasi, iktisadi, mali ve adli prangalardan kurtulmuş bir millet ortaya çıkmıştır. Nitekim bu noktaya Türk milletinin fedakârlığı ve azmi; Mustafa Kemal Paşa’nın da liderliği ve dehası sonucunda gelinmiştir. Türkiye ve Lozan’ın mimarı olan Mustafa Kemal Paşa’nın Lozan hakkındaki sözleri esasen bütün gerçeği ortaya koymaktaydı: “Bu antlaşma, Türk milleti aleyhine yüzyıllardan beri hazırlanmış ve Sevr Antlaşması’yla tamamlandığı sanılmış büyük bir suikastın sonuçsuz kaldığını bildirir bir belgedir. Osmanlı tarihinde benzeri görülmemiş bir siyasi zaferdir.”